20 Eylül 2014 Cumartesi

Ateşböceği Yolu

   
      Ay ışığında her şey süt beyazı ve çok güzel görünüyordu. Gümüş rengi dalgalar, kıyı boyunca uzana sivri kayalar...
      Tully, tüylü bir halı gibi kalın çimenlerle kaplı bir yerde, devrilmiş, çürümeye yüz tutmuş, yosunlarla kaplı bir ağaç kütüğünün yanına oturdu.
       Kate de hemen yanı başına oturdu, o kadar yakınlardı ki dizleri birbirine değiyordu. Beraberce yıldızlarla süslenmiş gökyüzünü seyretmeye başladılar. Derenin sesi bir şarkı gibi onlara doğru akıyor, genç bir kızın kahkahasını andırıyordu. Bu öyle bir andı ki, her yer tümüyle sessiz ve sakindi; sanki rüzgar bile soğuk nefesini içine çekmiş, onları şimdiye kadar sadece her sonbaharda taşan ırmağın sıradan bir kıvrımı olan bu yerde baş başa bırakmıştı. 
      "Acaba bizim sokağın ismini kim verdi?" dedi Tully. "Ben bu sokakta hiç ateşböceği görmedim."
      "Belki de bu bir büyüdür. Burası büyülü bir sokak olabilir." Tully ona döndü. "Belki de birbirimizle arkadaş olmak için yaratıldık." 
       Kate bu fikrin gücüyle ürperdi. "Siz buraya taşınmadan önce bu yolun hiçbir yere çıkmayan sıradan bir yol olduğuna inanırdım."
      Ama artık bizim yolumuz oldu." 
     "Büyüdüğümüzde istediğimiz her yere gidebiliriz." 
     "Neresi olduğunun bir önemi yok," dedi Tully. 


S. 67-68, Kristin Hannah